Recents in Beach

Hi-Tech Malzemeleriyle Damien Fredriksen Ravn

2013 İlkbahar/Yaz sezonu için üretilmiş bu tasarımlar gerçekten çok çok özgün ve incelenmeye değer doğrusu. Görünce üzerine daha fazla düşünmek için biraz incelemeye karar verdim. Bu yüzden kumaşları ve yalın çizgileri ile iyi işler yaratmayı başarmış bir tasarımcıdan Damien Ravn’dan ve bu sezonki işlerinden bahsetmek istiyorum biraz.




Kendisinin söylediğine göre bu koleksiyonu tasarlarken ilham aldığı nokta “ortaçağ zırhları” olmuş. Zırhlardan edindiği çıkış noktaları ise “rijitlik ve sadelik”. Tasarımcı bunlara ek olarak zırhların işçiliği ile kendi ürünlerinin işçiliğini kıyaslıyor ve kendine ait daha yorumlanmış bir yoldan gittiğini belirtiyor. Kullanılan malzemeleri ve kullanım stillerini soyutladığı ise aşikar.



















Bu sezonun tasarımları için genelde lazer kesimlerle işlenmiş antik metal figürler yaratan tasarımcı ayrıca deriler,  neopren ve lateks türü malzemeler kullanarak çizimlerini pratiğe geçirmiş. Tüm bu lateks türü malzemeleri siyah kadife kurdeleler ile tamamlayarak noktalamış. Bu detaya ek olarak metalik materyallerin ipek ve kadife türü yumuşak dokularla harmanlanması neredeyse tüm tasarımlarında görülen ve zıtlık oluşturan bir karar. Çünkü tasarımcı bu çalışmalarında sert hatlar ve keskin geçişler kullanmayı hedeflemiş. Örneğin geçen haftaki yazıda değindiğim Mary Katranzou’nun tasarımları sanki süzülürcesine kaynaşarak yeni renklere geçerken, burada malzeme geçişleri ve renk değişimleri bıçakla keser gibi çok net bir biçimde kendisini belli ediyor. Yumuşaklık söz konusu değil. İşte bu yumuşatma görevini de renkler ve kullanılan malzemeler sağlıyor sanırım.



















Renklerin ve keskin hatların yanında kullandığı parlak ve sağlam görünüşlü yakaları kullanması bence tasarımın en yerinde kararı. Hatta belki de bu kompozisyonda en az dikkat edilen eleman olmasına rağmen iki siyah ana çizgiyi, iki farklı yoldan götürmeyi başlatan parçayı oluşturarak tasarımı şekillendirmiş gibi görünüyor. Yani bu kıyafeti yukarıdan aşağıya doğru inen çizgiler halinde görürsek asıl lokomotif yaka olmuş oluyor ve geri kalan diğer tüm hatlar ve renkler onun etrafında şekilleniyor. Aslında bunu biraz kentlerin oluşumuna da benzetebiliriz. Örneğin deniz kenarındaki bir kentimiz olan Çanakkale’nin merkezi tamamen iskeleyi baz alarak genişlemiş. Aynı şekilde Beşiktaş’taki deniz ulaşım ağı da kentte düğüm noktaları yaratarak bölgeyi beslemiş ve bölgeyi buradan geliştirmiştir. (Bkz. Yıldız Caddesi, Barbaros Bulvarı…) İşte iskele meydanını yaka olarak görürsek, geri kalan tüm tasarım da ondan beslenerek doğmuş diyebiliriz.

Her neyse birazdan “şehirsel tasarımda mimari oluşumu” tipi mimarlık derslerime giriş yapmamak için burada susuyor ve gidiyorum.          : D









































Takip için:   

Yorum Gönder

0 Yorumlar